AÇIK ve KAPALI FATURA

AÇIK-KAPALI FATURA

Uygulamada, faturanın üst kısmına veya alt kısmına kaşe basılarak imza atılması farklı algılanmakta ve tartışılmaktadır. Faturanın üst kısmına kaşe basılarak imzalanması AÇIK FATURA, alt kısmına kaşe basılarak imzalanması KAPALI FATURA olarak uygulaması bir teamül olarak ticari hayatımıza yerleştiği görülmektedir. Fatura bedeli karşılığı yapılan ödeme için makbuz alınmadıkça fatura tutarı ödenmiş veya tahsil edilmiş sayılmaz. Diğer bir ifade ile, kaşenin faturanın alt kısmına basılarak imzalanması o fatura bedellinin tahsil-tediye edildiği anlamına gelmez. Nitekim bu konuda değişik zamanlarda ticari ihtilaflara düşüldüğü ve konu yargı tarafından farklı şekillerde yorumlanarak sonuçlandırılmaktadır. Bu konuda, Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesinin, 18.01.2001 tarih, E.2000/6236, K.2001/300 sayılı kararının özeti aşağıdaki gibidir.

 

“Borçlar Kanunu'nun182/2. maddesinde, aksine sözleşme ve adet bulunmadığı takdirde, satıcı ile alıcının borçlarını aynı zamanda ifa ile yükümlü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca faturanın kapalı olarak düzenlenmiş olması mal bedelinin peşin olarak ödendiğine karine teşkil edeceği kabul edilmektedir. Bu nedenle kapalı faturanın ödemeye karine teşkil ettiği ve bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığı gözetilerek bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmemiştir”

 

Öte yandan, günümüzün gelişmiş ekonomilerinde hizmet sektörü de en az fiziki mal üreten sanayi ve tarım sektörü kadar önem kazanmış olup, bu sektörde de sevk irsaliyesi düzenlenemez. Bu nedenle sevk irsaliyesine dayalı bir denetim anlayışı çok başarılı uygulansa dahi ancak ekonominin dar bir alanını kontrol edebilir ve vergi denetiminde ana unsur olarak kullanılması anlamsızdır. Bu nedenle Türk vergi denetiminde yer alan fiziki denetimlerin yerini büyük ölçüde parasal hareketleri takip eden bir denetim anlayışı almalıdır. (12)

 

Bilindiği gibi her türlü mal ve hizmet hareketleri sonucu fatura düzenlenmekte ve faturalar mükelleflerin kayıt ve beyanları için en önemli belge olarak işlem görmektedir. Günümüzde kayıt dışı ile mücadelede fatura dışında “İrsaliye” de önemli bir belge olarak değerlendirilmektedir. Özellikle “İrsaliyeli Fatura” kavramından sonra da bu belgelerin daha da dikkatli kullanılması gerekmektedir. Zira, irsaliyeli fatura kullanmak isteyen mükelleflerin bu belgenin avantaj ve dezavantajlarını da bilmelidirler. Şöyleki; teslim edilecek mal ile birlikte düzenlendiğinden, irsaliyeli fatura kullanan mükelleflerin ayrıca fatura düzenleme ve bunu takip etme gibi bir sorunları olmayacağı gibi, usul ve zaman açısından da cezalar ile muhatap olmazlar. Teslim edilecek mal ile birlikte düzenlenen sevk irsaliyesi haricinde, en geç 7 günlük süre içerisinde fatura düzenlemek zorunluluğu mükellefleri zaman ve usul yönünden cezalar ile karşı karşıya bıraktığı gibi, takip ve belge düzeni açısından iş yükü yaratmaktadır. Özellikle yoğun mal teslimleri olan işletmelerde usulüne göre kullanılması halinde, “İrsaliyeli Fatura” kullanımının daha avantajlı olduğu görülmektedir. Ancak, irsaliyeli fatura’da esas kural; taşıttırılan malların, satışa konu olan mallar olduğudur. Dolayısı ile, satışa konu olmayan mal teslimlerinde (işlenmek üzere gelen ve işlenmiş olarak işçilik faturası ile malın sahibine gönderilen malın kendisi ve işçilik faturası) irsaliyeli fatura ile tesliminin mümkün olmaması gerektiği görüşündeyiz.

Yorum Yaz